Direksiyon saat dokuzu çeyrek geçe gibi tutulmalı.
Önümüze ani bir engel çıktığında direksiyonu daha
fazla çevirme yani daha fazla tur attırma şansı
ancak böyle elde ediliyor.
Şayet direksiyonu aşağıdan tutarsak bu hem çok az
çevirme imkanı verir hem de ani bir harekette
kolumuzu ve bileğimizi zedeleyebilir.
Parmağıyla direksiyon çevirmek yanlıştır. Eller
daima direksiyonda olmalı. Vites değiştirdikten
sonra da el hemen direksiyondaki yerine gelmeli.
Rahat ve güvenli bir sürüş için, öncelikle
koltuk ayarımızın çok iyi olması lazım. Öne çok
yakın kullanan ya da koltuğu sanki yatarcasına
arkaya doğru ayarlamış olarak araç kullanan
sürücüler var. Bu her iki oturuş pozisyonu da
yanlış.
Aslında doğru oturuş pozisyonu ancak
direksiyonla ideal uzaklık ayarlanarak bulunur.
İlk etapta yapacağımız şey aracımızın koltuğunun
direksiyona olan mesafesini ayarlamak.
Doğru koltuk pozisyonu
Daha sonra sırtının çok kalkık veya çok arkaya
yatık olmamasına dikkat etmek. Bu ayarları
yaptıktan sonra kolunuzu uzatın, bileğinizi
direksiyonun en üst noktasına koyun. Pedallarla
mesafenin doğru olduğunu, ayaklarınızın gayet
uyumlu çalıştığını göreceksiniz.
Dizleriniz direksiyonun altına vurmayacak. Şu an
ideal bir şekilde, güvenli bir şekilde araç
kullanmak için hazırsınız. Tabii ki emniyet
kemerimizi takıyoruz, aynalarımızı ayarlıyoruz.
Ve artık güvenli bir şekilde yola çıkmaya
hazırız.
Yağmurlu zeminde araç kullanırken nelere
dikkat etmeliyiz?
Biliyorsunuz yazın araç kullanan sürücüler
zemin ıslak ve kaygan olmadığı için daha
kısa mesafede durma alışkanlıkları elde
ederler. Ancak özellikle İstanbul trafiğinde
yağmur düştüğü an birçok trafik kazası olur.
Sürücüler kuru zemine alıştıkları ve yakın
takip yaptıkları için yağmur, kar, buz veya
mıcır nedeniyle kayganlaşan yollar tehlike
yaratır. Böyle zeminlerde fren mesafesi
uzayacağı için kazalar kaçınılmaz hale
gelir.
Takip mesafenizi artırın
Dolayısıyla yağmurlu ve kaygan zeminli
şartlarda fren mesafemizin de uzayacağını
unutmuyoruz ve bu nedenle muhakkak takip
mesafemizi artırarak öndeki aracı takip
ediyoruz.
Yağmurlu havalarda yollarımızdaki altyapı
eksikliği nedeniyle göllenmeler olabiliyor.
Şayet bu göllenmelere hızlı bir şekilde
girerseniz aracınızın lastiğiyle yolun
teması su nedeniyle kesiliyor. Biz buna
aquaplaning yani su üzerinde yüzmek diyoruz.
Yoldaki su tehlike demektir
Böyle bir anda yapılacak hiçbir şey
kalmıyor. Sadece sudan sağlıklı bir şekilde
çıkmak için dua edeceksiniz. Gaz, fren, veya
direksiyonla ilgili herhangi bir işlem
yapmayacaksınız.
Aracınız zaten ağırlık istikametine gideceği
için direksiyonunuzun son noktasındaki
çevirme pozisyonu ne ise sudan o şekilde
geçmenizde yarar var.
Buzlu zeminde araç kullanırken nelere
dikkat etmek gerekir?
Kış şartlarını gördüğümüz zaman mutlaka
hızımızı azaltıyoruz. Çünkü artık
tutunma çok az. Özellikle kışın don
olacağını düşünürsek hava şartları
sertleştiği zaman daha da riskli bir
zemin bizi bekler.
Fren mesafesi iki katına çıkar
Böyle durumlarda yapılacak tek şey
hızımızı mutlaka aşağı çekmek ve takip
mesafemizi artırmak. Çünkü frene
bastığımızda zeminde tutunma olmayacağı
için durma mesafemiz bazen iki katına
kadar çıkabilir.
Dolayısıyla öndeki araca yaklaşmıyoruz,
arkamızdan gelen ve bize yaklaşan araç
varsa ise sağ şeride geçip bizi
geçmesine izin veriyoruz.
Buzlu zeminde ve yüksek hızda önünüze
ani bir engel çıktığı an sizin için
artık yapacak hiçbir şey kalmamış
demektir. Frene de bassanız, aracınızın
ABS sistemi dahi olsa sizin o engelden
kaçma şansınız çok düşüktür. Onun için
kaygan ve buzlu zeminlerde mutlaka çok
yavaş gidiyoruz.